Tag: Lerna Babikyan

  • Alternatif Eğitim, Alternatif Yaşam

    Yazı yazma süreci ile bir hareket/dans parçası çıkarmak arasındaki  ortak  noktaları  keşfettiğim  şu günlerde sıcak sebebi ile yavaşlayan algı ve düşünce süreçlerime rağmen bu yazıyı yazmaya niyet ediyorum. Tek nefes aldığım  yer  evimin diğer balkonlara iki kol mesafesinde olan balkonu, eşlikçilerim ise kağıt ve kalemim dışında taze naneli bir bardak soğuk su ile yelpazem.

    İstanbul-Berlin uçuşu ile başlayan bu yolculuk tamamen kişisel merak ve ilgilerim doğrultusunda kış süresince yapılandı. İnternette mail grubuna  üye olduğum Alternatif Eğitim neydi? Sanırım beni başta en çok ”alternatif” kelimesi cezbediyordu, sonrasında araştırıp okudukça demokratik eğitim, demokratik okullar, özgür okullar gibi yeni kavramlar karşıma çıktı. Merak ettim ve daha çok araştırmaya başladım. Kalkedon Yayınların’dan Matt Hern’in editörlüğünde çıkan Alternatif Eğitim isimli kitap pek çok farklı deneyimi ve makaleyi barındırıyordu; kitabı okudukça benim bu konuda farkındalığım arttı ve gittikçe başka bir eğitimin mümkün olduğundan daha emin oldum.

    Fakat sadece okumak bana yetmedi. Gidip görmeliydim, orada neler oluyordu, alternatif okullarda neler oluyordu, yerinde görmeliydim.

    Bu amaçla internette yaptığım araştırmalar sonucu New York Albany’de Alternative Education Resource Organisation tarafından haziran ayında düzenlenecek konferansı bulmuştum fakat bir süre sonra çeşitli sebeplere bu hayalim suya düştü. Kaçırdığı konferanslar ve atölye çalışmalarına üzülen ben bir süre sonra aynı konferansın Avrupa ayağını buldum. Konferans; genel amacı Avrupa merkez olmak üzre dünyadaki tüm demokratik eğitim faaliyetlerini  desteklemek,  demokratik  okul kurucuları, eğitmenleri, öğrencileri, veliler arasında iletişim ağı oluşturmak ve demokratik eğitim ile ilgilenen kişi ve kurumlara teorik, pratik bilgi aktarımı sağlamak olan EUDEC-European Democratic Education Organisation- tarafından düzenleniyordu.

    Peki neydi bu demokratik eğitim?

    Demokratik eğitim her çocuğun neyi, nasıl, nerede, ne zaman ve kimden öğreneceğinin seçme hakkını sadece çocuğa veren bir sistemdi. Okullarda gerekli kurallar, kararlar, okul yönetimi, işleyişi- kimi zaman bütçe de dahil olmak üzere- çocuklar tarafından belirleniyordu. Yaş, cinsiyet, din, dil ayrımı olmaksızın her hafta düzenlenen okul parlamentosu toplantılarında her çocuk eğitmenler ve okul danışmanları ile eşit söz söyleme hakkına sahipti.

    Demokratikokullar, demokratiktoplumsisteminin

    bir aynası gibiydiler ve burada da demokratik bir toplumda olması gereken karar sürecine katılım, eşitlik, bilgiye erişebilirlik gibi temel öğeler uygulanıyordu.

    Konferans süresince Kanada’da demokratik bir okuldan mezun olan ve şu anda üniversite eğitimine devam eden bir öğrencinin söyledikleri hiç aklımdan çıkmadı: ”Biz her gün okula gidip o gün ne yapmak istediğimizi kendimize soruyorduk ve istediğimiz doğrultuda çalışıyorduk. Bu bir müzik projesi olabileceği gibi matematik dersi, yabancı dil veya heykel çalışması olabilirdi. Bazen canımız bir şey yapmak istemiyordu. Ama bu da bir deneyimdi ve şunu öğrendik: Hayatta kimse elimizden tutup da “gel sen bunu yap, şunu yap, senin yolun bu, senin için en doğrusu bu” demeyecekti. Bunu biz bulmalıydık. Kendi yaşam kararlarımızdan, eylemlerimizdenbiz sorumluyduk vebelkidedemokratik okulda en çok bunu öğrendik: kendi yaşamımız için sorumluluk almayı.

    Geleneksel eğitim sistemi sınavlar arasında sıkışarak geçirilen çocukluk dönemi sonrası çoğu zaman tercih edilmeyen meslekler ile sona eriyordu.Aileler, öğrenciler küçük yaştan itibaren ilköğretimi, liseyi ve üniversiteyi bitirmeye odaklanıyor; sınavlarda yeterli puanı almayan öğrenci toplum ve eğitim sistemi tarafından “ başarısız” olarak yaftalanırken tüm bu süreç sonrasında “başarılı” olanlar ise bir an şaşırıp kalıyorlardı. “Ben ne yapacağım şimdi?”, “ben gerçekten ne yapmak istiyorum?” ve hatta “ben kimim, ben ne severim, benim ilgilerim neler gerçekte?” gibi soruları ancak geleneksel eğitim sisteminden çıktıktan sonra kendilerine sorabiliyorlardı. Ve gerçekten hayatta başarı ve mutluluk matematik, fen, sosyal, tarih, coğrafya gibi derslerin belli konularını bilmek ile mi ilgiliydi? Sanırım pek çok okuyucu bu soruya kendi eğitim geçmişi ve bugününe bakarak samimi cevaplar verebilir.

    İşte demokratik eğitim bu sorulardan hareketle dünya üzerinde yapılandı ve sistemin dışladığı, başarısız atfettiği öğrencilerin bile doğru yaklaşımlarla başarılı olabileceğini savundu. Alternatif eğitimciler hayatta başarı ve mutluluğun ancak her bireyin/öğrencinin kendi tekliğini/eşsizliğini fark etmesi ve kendine ait hayatın amacını, kendi yolunu araştırıp keşfetmesi ile mümkün olabileceğine inanan bir sistem oluşturdular.

    Bugün çoğu demokratik okulda sınav yoktur, çoğunlukla sınav olmak isteyen öğrenciler ise, bu isteklerini eğitmenlere bildirirler. Öğrenciler girecekleri dersleri seçme hakkına ya da istedikleri bir kurs açmaya, bu kursun ya da dersin eğitmeninin seçme hakkına sahiptir. Okullardaki genel sosyal yaşam çevreye, çokkültürlü yaşama, çocuk ve insan haklarına duyarlı bir pratik içermektedir.

    Eudec 2008

    Almanya’nın Leipzig şehrine ulaştığımda çok heyecanlıydım, uzun zamandır beklediğim süreç başlamak üzereydi. Gerekli kayıt işlemlerinden sonra ufak bir kutu içinden üç adet kağıt seçmem istendi. Bu kağıtlardan birinde hemen ertesi sabah altı ile sekiz arası mutfak yardımı ve diğer günlerde kimi zaman  konferanslarla çakışan çadır alanı ve okulun güvenliği gibi görevler yazıyordu. Neden acaba geldiğim günün hemen ertesinde sabah erkenden uyanmalıyım diye bir an için düşünsem de ertesi sabah altıda mutfakta kahvaltının hazırlanmasına yardım ediyordum. Önce yadırgasam da kısa sürede benimsediğim bu uygulama hem süreç içinde organizasyon komitesinin yükünü biraz olsun hafifletmiş hem de biz katılımcıların organizasyona imece usulü katılımımızı sağlamıştı. Konferansları birlikte dinlediğimiz gibi, yemeklerimizi de hepimiz için, birlikte pişirdik, eşyalarımızın güvenliğinden hepimiz sorumlu olduk. Zaten demokrasinin önemli unsurlarından biri de aktif katılımdı ve biz de tam bunu yapıyorduk işte!

    Ben yanımda çadır ve mat taşımak istemediğim için nerede kalacağım sorulduğunda konaklama ile bağdaştırmamama rağmen “okul” seçeneğini seçmiştim. “Okul” girişinde hemen elime bir uyku tulumu ve bir mat verildi ve ikinci kata çıkmam söylendi.

    Konaklama son derece basitti. İkinci kata çıktıktan sonra sağımda ya da solumda bulunan sınıflardan birine girecek, sıra ve sandalyeleri kenara  çekip  kendime  bir yer açacaktım. Ben de öyle yaptım; mat ve uyku tulumumu uygun bir yere koydum. 10 gün boyunca burada yatacaktım ve buna alışmam lazımdı. Önce biraz yadırgasam da sonrasında gelen yeni “ oda” arkadaşlarım ile birlikte 10 kişilik bir “sınıf” oluvermiştik bile. Zamanla birbirimize ve sınıfa o kadar alıştık ki, bir süre sonra evine dönen sağımda yatan bayanın sonrasında yerindeki boşluk bana ailemden birini kaybetmişim hissi verdi. Ne kadar da çabuk alışıyorduk birbirimize

    Genel olarak on günlük konferans süreci ikiye ayrılmıştı. İlk beş gün program açıktı. ”Açık” şu anlama geliyordu: katılımcılar kendi çalışmaları, merakları ve becerileri doğrultusunda konuşmalar, atölye çalışmaları düzenleyeceklerdi, tek yapmaları gereken panoya ad ve soyadları ile birlikte içerik detayını saat ve yer belirterek panoya asmaları idi. Kimi zaman bir ya da birkaç konuşmacı liderliğinde geçen konferanslar olabildiği gibi karşılıklı sohbet şeklinde geçenler de olabiliyordu. İlk başta algılayamadığım ve hatta yeterince ciddi bulmadığım bu programa ben de zamanla adapte oldum; çocuklarla ve yetişkinlerle yaptığım yaratıcı dans atölyeleri ile benim de bu sürece bir katkım oldu. Verilen bir günlük aradan sonra demokratik eğitim alanında tecrübeli yönetici, eğitimci akademisyenlerin konuşmacı olarak katıldığı ikinci bölüm başladı.

    İsrail Demokratik Eğitim Enstitüsünden Eyal Ram, 1989 yılında İsrail’de açılan ilk demokratik okulu ve sonrasında ülkede eğitim alanında yaşanan değişim sürecini bizimle paylaşırken İngiltere’deki Summerhill okullarının yöneticisi Zoe Readhead babası A.S. Neill tarafından yaklaşık yüz yıl önce kurulan ilk demokratik okulu ve bu sürecin neden bu kadar uzun süre devam ettiğini hem felsefe hem de okul işleyişi ve öğrenciler açısından değerlendirerek bize aktardı.

    Avrupa, Amerika, Uzakdoğu gibi farklı kıtalardan gelen demokratik okul sahipleri de kendi okullarını tanıtarak bizlere deneyimlerini aktardılar. İngiltere’nin Devon şehrinde bulunan Sand School’un kurucusu David Gribble, “Çocuklar Değil Büyükler Savaşları Başlatır” başlıklı konferansında çoğu yetişkinin  yaşları ilerledikçe görme ve duyma duyularının

    yanı sıra düşünme yetilerini, empati  yeteneklerini ve açık fikirliliklerini kaybettiklerinden  bahsetti.  Bu tutum toplumdaki hoşgörüyü azaltmakta ve ayrımcılığı arttırmakta idi. Mevcut okul sistemi de maalesef bu doğrultuda bireyler yetiştirmeye hizmet ediyordu; bireyci, kıyas ve rekabete yönelik, meta  ve üretim yerine tüketim eğilimli. Bir açıdan genç beyinler, yetişkinler dünyasına küçük yaştan adapte ediliyordu.

    Tabii ki, demokratik eğitim sadece okul sürecini kapsamıyordu işin içine göçmenlerin eğitiminde demokrasi, eğitmen eğitiminde demokratik yaklaşımlar, çok kültürlü ortamlarda eğitim gibi pek çok başka önemli alt başlık da vardı. Tüm bunlar  belli kurallar konarak uygulanmaya niyet edilebildi, fakat kuralları koyduktan sonra uygulama demokrasi kültürünün işleyebilmesi ile ilgiyidi.

    Hamburg Göçmenler Enstitüsü dahilinde kurulan Demokratik Pedagoji grubu temsilcileri ise son 40 yılda Almanya’ya göç eden pek çok farklı ülkeden göçmenin yakın geçmişte yaşadıkları problemleri ele aldılar. Uzunca bir süre bir göçmen ülkesi olduğunu kabul etmeyen Almanya’da yerel vatandaşlar hep çalışmak için gelen göçmenlerin bir gün ülkelerinden ayrılacaklarını düşündü. Fakat geçen yıllar içinde göçmenler Almanya’yı terk etmediği gibi toplum tarafından da kabul sorunu görüp tam olarak bir kültürel entegrasyon yaşayamadılar. Her ne kadar Alman dil ve kültürüne yönelik kurslar açıldı ise de, göçmenler ve yerel halk aynı ülkenin vatandaşı olarak birbirlerini görmek yerine uzun süre yabancı olarak kaldı. Parantez içinde belirtmeliyim ki bu konferansı dinlerken aklıma şöyle bir soru geldi: acaba devlet, göçmenler için kültürel adaptasyon kursları açarken yerel halk içinde göçmenler için adaptasyon kursu açmış mıydı? Diyalog çift taraflı, karşılıklı idi ve sadece tek bir tarafın diğerini anlaması karşılıklı iletişim içerisinde eksik kalıyordu. Sanırım bir başka konferansta benzer sağduyulara sahip olduğumuz Berlinli bir öğretmen, Türk öğrencilerin anadillerini teneffüslerde konuşmalarının yasaklanması yerine, neden ilgili Alman öğrenciler için Türkçe dil dersleri açılmadığını, belki bu öğrencilerin Türk arkadaşları ile onların anadilinde sohbet etmek isteyebilecekleri fikrini savundu. Ne güzel! Akılın yolu bir midir bilmiyorum ama dünyanın her yerinde insan yüreğinin yolu birdi, onu dinleyenler için.

    Sonuç

    Yaşanan on günlük süreç sonrası Eudec 2008, demokratik eğitime dair pek çok konuşma, paylaşım ve geleceğe dair olumlu niyetlerle sona erdi.

    Önümüzdeki yıl Polonya’da yapılacak olan 2009 konferansı için işbölümleri şimdiden yapılmaya başlanırken hepimiz arkamızda yeni dostlular ve güzel hatıralar bırakarak bir sonraki muhtemel buluşmaya kadar vedalaştık. Artık ülkemize dönüyorduk ve şimdi ilgilenecek kişilerle bu bilgileri paylaşma, uygulama ve değişim zamanıydı.

    Bu yazı Eleştirel Pedagoji Dergisi Sayı 1’de yayımlanmıştır, Ocak 2009’da Sobil Yayıncılık tarafından basılmıştır

  • Alternative Education and Creative Dance


    This year's Alternative Education Conference, which included creative dance and movement studies in both its opening and workshops, helped increase the awareness and visibility of this new and intriguing field for our country's education.

    Braindance movements, which we implemented as an opening event with the participants, was met with interest, and during the application process, participants from different age and education groups who attended the conference from various parts of Turkey and the world, warmed up their bodies and minds with pleasure and established a connection with their bodies. As a result of this study, which they mostly did while sitting, they started the conference more energetic, their listening time increased, and their attention improved.

    In addition to the pleasure they get from the work; they understood how natural, doable and improvable the dance action, which is sometimes restricted and limited due to social norms and sometimes high artistic-creative expectations, is.

    I think that when this work, which they can easily apply to their daily lives and which can positively affect their physical and mental health, reaches the masses with a little awareness, support and a determined labor process, we can be a more peaceful, happy and conscious society. This idea of ​​mine also applies to creative dance lessons.

    Creative dance, which can be used for education, therapy or hobby purposes without worrying about artistic mastery, opens up space for us to express feelings, thoughts and concepts with movement and dance. In the meantime, it improves and develops our movement capacity. As an art form; it develops emotional and mental skills such as creativity, problem solving and cooperation in addition to physical skills with its focus on perception, supporting individual differences and far from competition. (Mac Donald, 1991)

    A holistic education programme establishes the connection between body and mind, strengthens this connection and allows it to be felt. Miller (1988) discusses the importance of a connected worldview for children. The key point here is that emotions, thoughts, beliefs and judgements on the inside must be consistent with movements and behaviours on the outside. Creative dance acts as a good balancing and expression tool at this point, engaging the entire being beyond the physical. Children/adults who have experienced creative dance also experience its physical, mental, and emotional effects internally. This is because only the experience of each movement truly becomes internalised and resonates within. Long and deep discussions can be had about creative dance, but the essence of it lies in experiencing it.

    According to Dimondstein (1974), creative dance is also a symbolic language, a reflection of what each child perceives in their body and an expression of their unique movement. The music, poetry, and images used by the creative dance instructor in class can also serve as sources of inspiration. In doing so, they utilise various dance and movement techniques.

    Creative dance, which can be adapted to learning processes as a learning method (Gardener, Howard 1985), was featured in the workshop titled ‘The Use of Creative Dance in Alternative Education’ at the Alternative Education Conference. Teachers, administrators, and students from both domestic and international backgrounds, aged between 20 and 50 and with diverse teaching experiences, participated… All sought to gain knowledge and experience on how movement and dance can be utilised in education…

    During the process, they danced, asked questions, found answers, listened, tried, and experienced… This first experience, which penetrated their bodies and cells, sparked curiosity and enthusiasm for the future among the participants.

    The topic ‘Solar System and Planets’ from the third grade primary school life skills course was selected so that participants could use it and adapt it to different levels. The workshop, which included local and adult participants as well as a child and an international participant, proceeded with Turkish and English translation, allowing everyone to both participate in the exercises and observe the process. The workshop, which included experienced teachers and students, newly graduated teachers, and subject instructors, was enriched by the observations and feedback of the participants.

    Participating in the workshop, experiencing the planets through the body, understanding their speed and structure, and expressing all this information through dance offered a holistic learning opportunity by incorporating the body, rhythm, dance, movement, and group work into the perception process. The improvisation, spontaneous composition, and choreography exercises practised in the workshop opened a door of encouragement for participants to see the creative expression that exists within them but that they may not be aware of, or may not have had the opportunity or space to use sufficiently, but which is still there...

    Is this door sufficient for lasting change? In my opinion, it is not... Contributing to the development of critical thinking, creative, and self-confident individuals through dance or another art form requires regular, long-term work by expert artists and instructors with students. Order is established through continuity and determination, of course while preserving one's identity and remaining open to contemporary innovations and additions as needed throughout the process.

    At this point, I believe that the Alternative Education conference can serve as a driving force for our country's educational vision. The intense interest shown in the conference this year was encouraging for me. Many parents and educators were present in the hall to hear and understand the possible contributions of different and new perspectives to the present and future of children, alongside the existing education system. They asked the speakers questions about alternative education practices, examples, and philosophy. I believe that in the future, we will be much more diligent and active in terms of production, understanding, and transmission.

    As was the case this year, it is extremely important that academics, expert educators and practitioners who can serve as examples for alternative education, with their vision and experience, participate and share their presentations every year in order to move forward with new educational methods and styles in the rapidly changing dynamics of the world. The reality is that, not only in our country but all over the world, there are events that can lead us to despair alongside many positive developments. If we can structure our education system with a perspective that supports positive developments and learns from negative ones, both we and our children will be much more at peace. What is essential for both our future and the future of the world is an education that protects life on earth and children, respects the essence of existence, and creates space for the constructive potential of each individual to develop: a democratic, egalitarian, participatory education.

    References

    Dimonstein, Geraldine. (1971). Children dance in the classroom. New York: MacMillan Publishing.

    Gardner, Howard. (1985). Frames of mind: The theory of multiple intelligence. New York: Basic Books.

    Miller, John. (1988). The holistic curriculum. Toronto: OISE Press.

    Mac Donald (1991) Creative Dance in Elementary Schools: A Theoretical and Practical Justification; Canadian Journal of Education / Revue canadienne de l’éducation, Vol. 16, No. 4 (Autumn, 1991), pp. 434-441 Published

    *This article was published in Turkish, in the Autumn 2018 issue of the Alternative Education Journal, Istanbul

  • Alternatif Eğitim ve Yaratıcı Dans

    Bu yıl gerçekleşen Alternatif Eğitim Konferansı hem açılışında hem de atölyelerinde yaratıcı dans ve hareket çalışmalarına yer vererek ülkemiz eğitimi için hem yeni hem de merak uyandıran bu alanın bilinirlik ve görünürlüğünün artmasına aracı oldu.

    Katılımcılara birlikte açılış etkinliği olarak uyguladığımız Braindance çalışması ilgiyle karşılandı, uygulama sürecinde Türkiye ve Dünya’nın çeşitli yerlerinden konferansa katılan farklı yaş ve eğitim grubundan katılımcı keyifle beden ve zihin ısınmasını sağlayan bu hareketleri uygularken bedenleri ile bağ kurmuş oldular. Çoğunlukla oturdukları yerden yaptıkları bu çalışma sonucunda konferansa daha zinde başladılar, dinleme süreleri arttı, dikkatleri gelişti.

    Çalışmadan aldıkları keyfin yanında; kimi zaman sosyal normlar kimi zaman da yüksek sanatsal-yaratıcı beklentilerden dolayı kısıtlanan, sınırlanan dans eyleminin aslında temelde ne kadar doğal ve yapılabilir, geliştirilebilir olduğunu anladılar.

    Günlük yaşamlarına kolayca uygulayabilecekleri; beden ve ruh sağlıklarını olumlu yönde etkileyebilecek bu çalışmanın biraz farkındalık, destek ve kararlı bir emek süreci ile kitlelere ulaşabildiğinde daha huzurlu, mutlu ve bilinçli bir toplum olabileceğimizi düşünüyorum. Bu düşüncem yaratıcı dans dersleri için de geçerli.

    Sanatsal ustalık kaygısı taşımadan eğitim, terapi ya da hobi amaçlı kullanabilen yaratıcı dans; duygu, düşünce ve kavramları hareket ve dansla ifade edebilmemiz için bize alan açar. Bu esnada hareket kapasitemizi iyileştirir ve geliştirir. Bir sanat formu olarak; rekabetten uzak, bireysel farklılıkları destekleyici, algılamaya yönelik odağı ile yaratıcılık, problem çözme, işbirliği gibi duygusal ve zihinsel beceriler de fiziksel becerilerin yanında geliştirir.(Mac Donald, 1991)

    Bütünsel bir eğitim programı beden ve zihin arasındaki bağı kurup, bu bağı güçlendirip onu hissetmekten geçer. Miller(1988),  bize çocuk için birbiri ile bağlantılı bir evren algısının öneminden bahseder. Burada esas olan; içte duygu, düşünce, inanç ve yargılar dışta ise hareket ve davranışların birbiri ile tutarlı olmasıdır. Yaratıcı dans bu noktada iyi bir dengeleyici ve dışavurum aracı olarak, fizikselin ötesinde tüm varlığı sürece katarak devreye girer. Sadece yaratıcı dansı deneyimlemiş olan çocuklar/yetişkinler onun fiziksel, zihinsel ve duygusal etkilerini içsel olarak da deneyimlemiş olurlar. Çünkü sadece yapılan her hareket deneyimi gerçekten içselleşir, içte yankı bulur. Yaratıcı dans üzerine uzun ve derin konuşmalar yapılabilir ancak işin aslı onu deneyimlemekten geçer.

    Dimondstein(1974)’a göre yaratıcı dans aynı zamanda sembolojik bir dildir, her çocuğun algıladıklarının bedenine yansıması ve ona özgü hareketin dışa vurumudur. Yaratıcı dans eğitmenin derste kullandığı bir müzik, şiir, resim de ayrıca esin kaynağı olabilir. Bunu yaparken farklı dans ve hareket tekniklerinden faydalanır.  

    Bir öğrenme yöntemi olarak öğrenme süreçlerine uyarlanabilen yaratıcı dans(Gardener, Howard 1985) Alternatif Eğitimde Yaratıcı Dansın Kullanımı başlıklı atölye ile Alternatif Eğitim Konferansında yer aldı. Yurtiçi ve yurtdışından 20-50 yaş aralığı içinden pek çok farklı eğitmenlik tecrübesine sahip olan öğretmen, yönetici ve öğrenci katıldı…Hepsi hareketin, dansın nasıl eğitimde kullanılabileceğine dair bilgi ve deneyim kazanmak istiyorlardı…

    Süreçte dans edildi, sorular soruldu, cevaplar bulundu, dinlendi, denendi ve yaşandı…Beden ve hücrelere geçen bu ilk deneyim katılımcılar üzerinde merak ve gelecek için heves uyandırdı.

    Katılımcıların kullanabilmesi, farklı seviyelere adapte edebilmesi adına ilköğretim üçüncü sınıf, hayat bilgisi dersinden “Güneş Sistemi ve Gezegenler” konusu seçildi. Yerel ve yetişkin katılımcıların yanında bir çocuk ve yurtdışından bir katılımcıya geçen atölye; Türkçe ve İngilizce çeviri ile ilerlerken süreçte herkes hem egzersizlere katılma hem de izleyici olma imkanı buldu. Deneyimli öğretmenler ve öğrenciler, yeni mezun öğretmenlerin, branş eğitmenlerinin yer aldığı atölye katılımcıların gözlem ve geri bildirimler ile zenginleşti.

    Atölyeye katılmak, gezegenleri bedenle yaşamak, onların hız ve yapılarını anlamak tüm bu bilgileri dansla dışa vurmak algı süreçlerine bedeni, ritmi, dansı, hareketi, grup çalışmasını katarak bütünsel bir öğrenme fırsatı sundu. Atölyede uygulanan doğaçlama, anlık kompozisyon ve koreografi çalışmaları, önce kağıda ve/veya resme aktarılan duygu ve düşüncelerin sonra dansla yansıtılması katılımcıların kendi bünyelerinde var olan ancak belki bilmedikleri, belki yeterince kullanma şans ve alanına sahip olmadıkları; ancak hala var olan onlara özgü yaratıcı ifade alanını görünürlüğüne dair cesaretlendirici bir kapı açtı…

    Peki bu kapı kalıcı bir değişim için yeterli midir ? Kanımca değildir…Dans ya da bir başka sanat dalı ile eğitimde eleştirel düşünebilen, yaratıcı, özgüvenli bireylerin oluşmasına katkıda bulunmak uzman sanatçı ve eğitmenler tarafında öğrencilere uygulanacak, yıllara yayılmış düzenli çalışmalar ile gerçekleşir. Düzen de devam ve kararlılık ile yerleşik hale gelir, elbette öz korunarak süreç içinde gerektiğinde çağdaş yeniliklere, eklemelere açık da kalabilerek.

    Bu noktada Alternatif Eğitim konferansının ülkemiz eğitim vizyonu adına iyi bir lokomotif olabileceği kanısındayım. Bu yıl konferansa gösterilen yoğun ilgi benim için umut verici oldu, pek çok veli ve eğitimci var olan eğitim sisteminin yanında farklı ve yeni bakış açılarının çocukların bugün ve yarınına olası katkılarını duymak, anlamak için salonda hazır bulundular. Konuşmacılara alternatif eğitim uygulamaları, örnekleri ve felsefesi hakkında sorular yönelttiler. İnanıyorum ki ilerde üretme, anlama, aktarma konularında çok daha çalışkan ve aktif olacağız.

    Bu yıl olduğu gibi her yıl düzenlenebilip vizyon ve deneyim sahibi akademisyen, uzman eğitimci ve alternatif eğitim için örnek teşkil edebilecek uygulayıcıların katılımlarının, sunumlarının aktarılabilmesi hızla değişen dünya dinamikleri içinde yeni eğitim yöntem ve tarzları ile ilerleyebilmek adına son derece önemli. Gerçek olan şu ki sadece ülkemizde değil tüm dünyada aynı anda çok olumlu olayın yanında bizleri umutsuzluğa sevk edebilecek olaylar da olmakta. Eğer olumlu gelişmeleri destekleyen, olumsuzluklar karşısında da ders çıkarıp ilerleyebilen bir bakış açısı üzerinden eğitim sistemimizi yapılandırabilirsek hem biz hem de çocuklarımız çok daha huzurlu olacak. Artık hem bizlerin hem de dünyanın geleceği için esas olan yer yüzündeki yaşamı ve çocukları koruyan, varlığın özüne saygı duyan, her bireyin yapıcı potansiyellerini geliştirebilmesine alan açabilen, demokratik, eşitlikçi, katılımcı eğitim.

    Kaynakça

    Dimonstein, Geraldine. (1971). Children dance in the classroom. New York: MacMillan Publishing.

    Gardner, Howard. (1985). Frames of mind: The theory of multiple intelligence. New York: Basic Books.

    Miller, John. (1988). The holistic curriculum. Toronto: OISE Press.

    Mac Donald(1991) Creative Dance in Elementary Schools: A Theoretical and Practical Justification; Canadian Journal of Education / Revue canadienne de l’éducation, Vol. 16, No. 4(Autumn, 1991), pp. 434-441Published

    *Bu yazı Alternatif Eğitim Dergisi Güz 2018 sayısında yayımlanmıştır

  • Eleştirel Pedagoji Konferansından Dans Eğitiminde Dönüşümün Hafızası Üzerine

    Eleştirel Pedagoji Konferansından Dans Eğitiminde Dönüşümün Hafızası Üzerine

    29 Kasım-2 Aralık 2024 tarihleri arasında Eleştirel Pedagoji Kongresi Eğitim Sen, Sivil Düşün, Birarada Derneği, Odtü Mezunlar Derneği ve Töz Yayınları desteği ile Ankara’da gerçekleşti. Eleştirel Pedagoji alanına uzun zamandır emek veren yerli, yabancı akademisyenlerin yanı sıra tarih, sosyoloji, sanat ve din eğitimi gibi farklı disiplinlerde eleştirel pedagoji merceğinden çalışmalar yapan akademisyenlerin, sosyal çalışanların ve araştırmacıların da sunumlarına yer veren zengin program başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen katılımcıların yoğun ilgisi ile karşılandı.

    Paydaşları Prof. Kemal İnal tarafından bir araya getirilen kongre, Peter Mayo gibi yetişkin eğitimi ve eleştirel pedagoji konusunda duayen akademisyenlerin açılış konuşmaları ile başladı. Konferans süresince son yıllarda önemi dünya çapında artan göç pedagojisi, ırkçılık karşıtı pedagoji, feminist pedagoji, ekolojik pedagoji, queer pedagoji, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi pek çok farklı konuya dair sunum ve atölye çalışması gerçekleşti.

    Tüm bu sunum ve atölyelerdeki gözlemlerimden ortaya çıkan , yukarda bahsi geçen konular üzerine yetkin eylemlere, tartışmalara, fikir alışverişlerine duyulan yoğun ihtiyaç ve ilgiydi. Kongre süresince yerli ve yabancı konuşmacıların eleştirel pedagoji perspektifinden çalışırken karşılaştıkları ortak ya da farklı sorunlar, kurumsal destek ya da engeller, problemleri çözmeye dair yaklaşımları hem meslektaşlar hem de katılımcılar arasında ilham veren, öğretici deneyimlerin yaşanmasına aracı olurken yerel ve uluslararası bağlamda dayanışmanın önemini yeniden hatırlattı.

    Lerna Babikyan Ankara Eleştirel Pedagoji Konferansında

     

    Bu sürece ben de kongrenin açılışında eleştirel düşünce uygulamalarına dair beden odaklı bir tanışma etkinliği ve Yaratıcı Dans İle Eleştirel Düşünceyi Geliştirmek adlı bir atölye çalışması ile katkıda bulundum. Her iki atölyenin de temelinde geleneksel eğitim sistemlerinde uzun süre göz ardı edilmiş olan beden üzerinden deneyimlenerek edinilen bilgiyi öncelemek vardı. Uygulama sürecinde bu bilgiyi ortaya çıkarmak için bireyin bedeni ve zihni arasındaki diyaloğu kurmasını sağlayacak, bulunduğu an ve alan içinde beden, mekan farkındalığını uyandıracak, hareket araştırması içinde bedensel duyumsamalarını da hissederek merkeze aldığı düşünceyi ya da temayı ileriye taşıyacak, farklı açılardan görmesine, yeni boyutlar kazanmasına yardımıcı olacak egzersizleri yaratıcı dans pedagojisi kaynaklığında kullandım.

     

    bell hooks bir özgürleşme pratiği olarak gördüğü eğitim süreçleri hakkında bedenin, beden farkındalığının ve eğtimde holistik yaklaşımın önemini şöyle vurgular;

    Eleştirel düşünce alanının ötesinde, sınıfa “bedensiz bir ruh” olarak değil, “bir bütün olarak” girmeyi öğrenmemiz de aynı derecede önemlidir”

    Bu bağlamda kapsayıcı ve bütünsel öğrenmeye hizmet edecek şekilde dans sanatının eğitim-öğretim uygulama süreçlerinde bir öğrenme aracı olarak aktif olarak yer alabilmesi için uzun süredir benzeri atölye çalışmaları yapmakta ve konu üzerine yazmaktayım. Bu emekler alana ilgi duyan akademisyenlere, sanat eğitmenlerine, sosyal çalışanlara ulaşmakta. Eleştirel Pedagoji Konferans’ında yaptığım uygulamalarda da atölye katılımcılarının süreçte hem heves hem de hayret ile dans, hareket, öğrenme ve eleştirel düşünce arasındaki destekleyici ilişkiyi deneyimleyerek fark ettiklerini hem atölye sürecindeki gözlemlerimden hem de atölye sonunda verdikleri geri bildirimlerden anladım. Bu bana bir kez daha yaratıcı dans, bedenlenmiş bilinç, somatik pedagoji gibi derslerin başta eğitim fakülteleri olmak üzere öğretmen yetiştiren kurumlarda yer almasının önemini anımsattı. Tüm bu uygulamalar yeni müfredatlara geçişi ve ilgili kurumları yöneten güç sahiplerinin demokratik, katılımcı öğrenme deneyimlerine alan açması ile mümkün.

    Türkiye’de dans sanatının eğitim alanının yanı sıra toplumda farklı alanlara yayılması, ulusal ve yerel sanat ve eğitim politikalarının yapısal desteğinin yanında sosyal birimler ve dans alanı uzmanlarının eşitlikçi bir bakış açısı ile iletişime geçebilmeleri, birbirlerinden öğrenmeleri, birbirini karşılıklı olarak şekillendirebilmeleri, yerel kültürden filizlenen ve topluma ulaşan sosyal, pedagojik ve sanatsal ortak yaratımlarda bulunabilmeleri ile gerçekleşebilecek.


    Bu vesile ile dans eğitiminde disiplineler arası yaklaşımı ülkemiz akademisinde ilk kez var eden, 29 Ekim 2024 tarihinde aramızdan ayrılan hocam Geyvan McMillen’ı anmak isterim. 1960 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’nden mezun olan

    Geyvan McMillen
    Fotograf Yaşar Saraçoğlu

    McMillen, Ankara Devlet Balesi’ne 1960-70 yılları arasında dansçı, eğitmen ve koreograf olarak çalıştı. Öğrenme merakı, yaratma isteği ve azmi sayesinde İngiltere ve ABD’de döneminin önde gelen dans okullarında burslu öğrenci olarak kabul edildi, ardından kariyerine yurtdışında çeşitli topluluklarda dansçı olarak devam etti ve bu toplulukların dünya turnelerine katıldı. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde baş koreograf olarak klasik eserleri sahnelerken bir yandan da kurum içi ve kurum dışında eğitimini aldığı Graham ve Cunnigham tekniğine dair dersler verdi; bugün çağdaş dansta uluslararası başarıya sahip, alanda özgün tarzlarını yaratan Mustafa Kaplan, Mehmet Sander, Ziya Azazi gibi dansçı ve koreograflar ilk dans derslerini ondan aldılar.  Dünyanın önemli modern ve çağdaş dans topluluklarının Türkiye’ye gelmesine, İstanbul’da üretmesine aracı oldu. Bir yandan da Anadolu kültüründen beslenen özgün koreografilerini üretip Ankara ve İstanbul başta olmak üzere farklı mecralarda sergiledi, yurtdışında farklı festival ve bienallere eserleri ile davet edilip katıldı.

    Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Modern Dans Anasanat Dalın’da bir süre eğitmen olarak görev yaptıktan sonra, tüm mesleki birikimini 1998 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat Tasarım Fakültesi bünyesinde açtığı Dans lisans programında aktarmaya yaş haddinden emekli oluncaya dek devam ettirirdi.

    Okulda görev yaptığı süre boyunca pek çok farklı projenin de gerçeklemesine destek veren Geyvan McMillen, 2002 yılında CRR Sanat Yönetmeni Arda Aydoğdu’nun daveti ile Cemal Reşit Rey Dans Tiyatrosunu kurdu. 2005 yılına dek farklı prodüksiyonlara ev sahipliği yapan topluluk bünyesinde profesyonel dansçı ve koreograflara yer verirken aynı zamanda yetişmekten olan okul öğrencilerinin de sahne deneyimi kazandıkları ve profesyonel hayata adım attıkları bir alana dönüştü, aktif olduğu dönem boyunca dans izleyicisinin yoğun ilgisi ile gösterileri izlendi.

    Maalesef ilerleyen yıllarda her iki kurum da ülkenin değişen politik güç dinamikleri içinde sessizce kapatılıp işlevsizleştirilirken biz öğrencilerine de ilk olarak bu deneyimlerden ders almak ve Türkiye’de dans eğitiminin yaşadığımız hafızasını canlı tutmak düştü. Bugün pek çok mezun arkadaşımız ülkenin farklı yerlerinde farklı yaşlardan öğrenciler ile dans alanında çalışmakta, dersler vermekte, bir kaçımız akademide, bir kısmımız ise Modern Dans Topluluğunda dansçı ve koreograf olarak görev yapmakta.

    Yıkımlar ve yaratımların oldukça dinamik olduğu coğrafyamızda köklenerek gelişmek hem hafızaya sahip çıkmak hem de eleştirel pedagojinin önerdiği gibi eğitimin öznesi olan öğrencileri pek çok farklı açılardan nesneleştirmeye çalışan eğitim sistemlerinden uzaklaşmak ile mümkün. Hem ana akım örgün eğitimin hem de sanat eğitiminin eleştirel pedagojinin ilkeleri doğrultusunda adil, eşitlikçi, bağımsız, çok sesli, çok renkli, diyaloğa dayalı, türlerarası, etik, kapsayıcı, değişime açık, deneyimsel, ulaşılabilir, öğrencinin sorgulayarak eğitim sürecini, katılımını şekillendirebildiği bir sistemin gerekliliği yaklaşan yapay zeka devriminin yaratacağı öngörülebilir, öngörülemez değişimler ve krizler çağında iyice artmakta.


    Yazı 7.01.2025 tarihinde Mimesis Portalda yayınlanmıştır; https://www.mimesis-dergi.org/2025/01/elestirel-pedagoji-konferansi-ve-dans-egitiminde-donusumun-hafizasi-uzerine

  • Çok Katmanlı Hareketler: Transdisipliner Dans Atölyesi

    Çok Katmanlı Hareketler: Transdisipliner Dans Atölyesi

    Dünyada hiçbirşey bir diğerinden bağımsız olarak var olmaz; buna bedenimiz ve dans sanatı da dahil ! Ç𝙤𝙠 𝙆𝙖𝙩𝙢𝙖𝙣𝙡ı 𝙃𝙖𝙧𝙚𝙠𝙚𝙩𝙡𝙚𝙧 yaratıcı dans atölye serisi sizi bu ilişkiselliği yeniden keşfetmeye ve yaratıcı dans pratiklerinizde derinleşmeye davet ediyor.

    Düşünen, düşleyen, duyumsayan, diyalog kuran bütünsel dans ifadesini canlandırmak ve güçlendirmek niyeti ile yola çıkan Çok Katmanlı Hareketler Yaratıcı Dans Atölyesi katılımcıların beden farkındalıkları ve yaratıcı potansiyellerini keşfedip, dansla eyleme dönüştürmeleri için deneysel ve yargısız bir alan açar.

    Kazanımlar

    • Beden farkındalığı
    • Güç, denge ve koordinasyon gelişimi
    • Hareket repertuvarında zenginleşme
    • Çokboyutlu ve katmanlı düşünceyi eyleme aktarabilme
    • Soyut düşünce ve hayal gücü gelişimi
    • Yaratıcılık
    • Kültürel öğrenme
    • Beden dili gelişimi
    • Dans pratiğinde rahat akışlar ve özgüven kazanımı
    • Harekette ergonomi kazanımı
  • Multi Layered Movements: Trans-disciplinary Dance Workshop

    Multi Layered Movements: Trans-disciplinary Dance Workshop

    Nothing in the world exists independently of one another, including our bodies and the art of dance! Multi Layered Movements; creative dance workshop series invites you to rediscover this relationality and deepen your creative dance practices.

    Multi-Layered Movements Creative Dance Workshop, which sets out with the intention of revitalizing and strengthening the holistic dance expression that thinks, dreams, feels and dialogues, opens an experimental and non-judgmental space for participants to discover their body awareness and creative potential and turn them into action through dance.

    Outcomes

    • Body awareness
    • Strength, balance and coordination development
    • Enrichment in movement repertory
    • Multi layered and multi directional awareness in action
    • Improvement in imagination and abstract thinking
    • Creativity
    • Cultural Learning
    • Development in body language
    • Gaining easy dance flows and self confidence
    • Gaining ergonomics in movement
  • Dans Öğretmenleri için Pedagoji

    Dans Öğretmenleri için Pedagoji

    Bu eğitim kendini pedagojik alanda geliştirmek isteyen her stilden dans öğretmeni ve hareket odaklı dersler veren eğitmenler  içindir !

    Dans eğitiminin temel malzemesi beden olmakla birlikte prensip olarak eğitimi herhangi bir başka yaratıcı alanın öğrenme süreçlerinden farklı değildir.

    Bu alanda eğitmenlik yapıyorsanız bilimsel pedagojik bilgisi olmayan bir dans öğretmeni ile usta çırak ilişkisinde yetişmiş olmak zamanın değişen şartlarında mesleki yaşamınız için yeterli olmayabilir.

    Eğitim bilimleri açısından işin bilimsel temellerini bilmek mesleki uygulamalarınızın kalitesini arttırıp sizi güvende hissettirken, dans sanatının öğrencilerinizde ve toplumda yaratacağı pozitif değişime de katkıda bulunmanızı sağlayacak

    Kazanımlar

    • Beden odaklı bilimsel öğrenme teorilerini öğrenme
    • Sınıf yönetimi üzerine yeni yaklaşımlar ile tanışma
    • Yaratıcı, eşitlikçi ve kapsayıcı bir sınıf ortamının nasıl oluşturulabileceğini öğrenme
    • Dans dersi temel işleyiş planı ve değerlendirme kriterini yeniden gözden geçirmek
    • Sınıfiçi iletişim, veli-okul yönetimi gibi alanlarda verimli ve destekleyici ilişkilerin kurulmasına katkıda bulunmak  
  • Pedagogy for Dance Teachers

    Pedagogy for Dance Teachers

    This training is for dance teachers from any style who want to develop themselves pedagogically and for instructors who teach movement-oriented classes!

    Although the basic material of dance education is the body, in principle, its education is not different from the learning processes of any other creative field.

    If you are an instructor in this field, being trained in a master-apprentice relationship with a dance teacher without scientific pedagogical knowledge may not be sufficient for your professional life in the changing conditions of the time.

    Knowing the scientific foundations of the work in terms of educational sciences will increase the quality of your professional practices and make you feel safe, while contributing to the positive change that dance art will create in your students and society.

    Outcomes

    • Learning body-oriented scientific learning theories
    • Introducing new approaches to classroom management
    • Learning how to create a creative, equitable and inclusive classroom environment
    • To review the basic operation plan and evaluation criteria of the dance course
    • To contribute to the establishment of productive and supportive relationships in areas such as classroom communication, parent-school management
  • Ekoloji Temelli Yaratıcı Dans Eğitmen Eğitimi

    Ekoloji Temelli Yaratıcı Dans Eğitmen Eğitimi

    Bu program eğitim faaliyetlerinde öğrenme ve etkileşim için beden farkındalığı, yaratıcılık, özgüven ve ekolojik bilinç gelişiminde bir araç olarak dans ve hareketi entegre etmek isteyenler her alandan eğitmen, akademisyen, sanatçı, danışman, sağlık ve sosyal çalışanlar içindir. 

    İlk olarak Yaratıcı Dans Eğitmen Eğitimi Atölyesi adı ile 2015 yılında faaliyete geçen atölye, uzun yıllar bu içerikle devam ettikten sonra 2023 yılında çağın gerekli doğrultusunda ekoloji temelli olarak hibrit formatta uygulanmaya başlamıştır

    Program süresince yaratıcı dans pedagojisi, beden farkındalığı, modern dans tarihi gibi dersler Lerna Babikyan tarafından aktarılır.  Bu egzersizler; uygulamada risk içermeyen, çocukların/katılımcıların bedenlerini yaratıcı dans ile aktive ederken düşünsel ve düşsel dünyalarını harekete geçiren çalışmalar olmalarının yanında her konu içinde yer alan ekolojik bağlantı ve geçişler öğrencilerin dünyadaşlık bilincinin bütünsel olarak gelişmesini sağlar. 

    Bunu yanısıra Dans Terapisine Giriş, Drama-Dans İlişkisine Giriş, Kültürlerarası Dans ve Beden, Yaratıcı Dans Metodu ile Etkili Ders Tasarımları Seminerleri, Dans Kompozisyon ve Koreografi Atölyesi, Skinner Releaise Tekniği ile Tanışma Atölyesi gibi ek atöleyler ise alanında uzman misafir eğitmenler tarafından verilir.

    Kazanımlar

    • Eleştirel pedagoji perspektifinden yaratıcı dansın 14 konusuna dair 140 egzersizi ekoloji tabanlı uygulamalar ile öğrenmek
    • Öğrenme ortamlarında dansla deneyimsel öğrenme uygulamaları yürütebilmek, bu yolla sosyal-duygusal ve bilişsel gelişimi desteklemek
    • Katılımcıların bütünsel beden kullanımı ve yaratıcı özgüven gelişimine dayalı öğrenme programları geliştirebilmelerini sağlamak
    •  Katılımcıların kendi bedenleri ve yeryüzünün bedeni ile olan ilişkilerinde canlılık, neşe, yaratıcılık ve farkındalık kazanımı sağlamak
    • Katılımcıların ve öğrencilerinin beden dili kullanımlarını, doğaçlama becerilerini geliştirmek, topluluk önü sunum ve performans becerilerini arttırmak
    • Dans ve hareketin öğrenme ortamlarında kullanımının sürdürülebilirliğini arttırmak
    • Yaratıcı dansı, dans tarihi, antropoloji, drama, koreogarfik üretim ve eğitim bağlamlarında öğrenmek
    • Sürdürülebilir bir gelecek için farkındalık kazandırmak
  • Ecosophic Moves – Ecology Based Creative Dance Teacher Training

    Ecosophic Moves – Ecology Based Creative Dance Teacher Training

    Ecosomatic Movement and Creative Dance Pedagogy Training

    For educators, artists, facilitators, and professionals in health, social work, consultancy and academia

    This training is designed for professionals from diverse fields—trainers, educators, artists, consultants, health and social workers—who wish to integrate dance and movement as tools for learning, connection, and transformation. It supports participants in cultivating body-based awareness, creative confidence, and ecological sensitivity within their educational and professional practices.

    Originally launched in 2015 as the Creative Dance Trainer Training, the program evolved over the years to respond to contemporary challenges. Since 2023, it has been delivered in a hybrid format that grounds movement learning in ecological thought and ecosomatic practices, aligning body, mind, and environment as co-learners.

    Led by Lerna Babikyan, the program offers a rich blend of creative movement pedagogy, body awareness, and contemporary dance history, explored through both experiential and reflective modes. The exercises are designed to be low-risk yet highly activating—awakening participants’ physical, imaginative, and cognitive capacities. The integration of ecological transitions and sensory metaphors in movement invites a holistic perception of interconnectedness, nurturing a grounded sense of “worldliness” and embodied presence.

    The program also includes seminars by expert guest instructors, covering topics such as:

    • Introduction to Dance Therapy

    • Drama and Dance in Dialogue

    • Intercultural Dance and the Embodied Self

    • Designing Effective Learning Environments with Creative Dance

    • Dance Composition and Choreography

    • Introduction to the Skinner Releasing Technique


    Learning Outcomes

    Participants will:

    • Learn over 140 creative movement exercises across 14 thematic areas, integrating critical pedagogy and ecology-based practices

    • Gain tools to apply experiential, body-based learning in diverse settings that support emotional, social, and cognitive development

    • Learn to design inclusive learning spaces grounded in creative autonomy, ecological attunement, and somatic self-trust

    • Cultivate a joyful, creative, and compassionate relationship with the body—and the more-than-human world

    • Enhance skills in body language, improvisation, public speaking, and performance

    • Develop a sustainable, long-term approach to integrating dance and movement in educational, therapeutic, or social contexts

    • Understand creative dance through lenses of dance history, anthropology, drama, choreography, and embodied education

    • Strengthen ecosomatic awareness and contribute to pedagogies of sustainability and ecological peace