Tag: Yaratıcı Dans

  • Alternatif Eğitim ve Yaratıcı Dans

    Bu yıl gerçekleşen Alternatif Eğitim Konferansı hem açılışında hem de atölyelerinde yaratıcı dans ve hareket çalışmalarına yer vererek ülkemiz eğitimi için hem yeni hem de merak uyandıran bu alanın bilinirlik ve görünürlüğünün artmasına aracı oldu.

    Katılımcılara birlikte açılış etkinliği olarak uyguladığımız Braindance çalışması ilgiyle karşılandı, uygulama sürecinde Türkiye ve Dünya’nın çeşitli yerlerinden konferansa katılan farklı yaş ve eğitim grubundan katılımcı keyifle beden ve zihin ısınmasını sağlayan bu hareketleri uygularken bedenleri ile bağ kurmuş oldular. Çoğunlukla oturdukları yerden yaptıkları bu çalışma sonucunda konferansa daha zinde başladılar, dinleme süreleri arttı, dikkatleri gelişti.

    Çalışmadan aldıkları keyfin yanında; kimi zaman sosyal normlar kimi zaman da yüksek sanatsal-yaratıcı beklentilerden dolayı kısıtlanan, sınırlanan dans eyleminin aslında temelde ne kadar doğal ve yapılabilir, geliştirilebilir olduğunu anladılar.

    Günlük yaşamlarına kolayca uygulayabilecekleri; beden ve ruh sağlıklarını olumlu yönde etkileyebilecek bu çalışmanın biraz farkındalık, destek ve kararlı bir emek süreci ile kitlelere ulaşabildiğinde daha huzurlu, mutlu ve bilinçli bir toplum olabileceğimizi düşünüyorum. Bu düşüncem yaratıcı dans dersleri için de geçerli.

    Sanatsal ustalık kaygısı taşımadan eğitim, terapi ya da hobi amaçlı kullanabilen yaratıcı dans; duygu, düşünce ve kavramları hareket ve dansla ifade edebilmemiz için bize alan açar. Bu esnada hareket kapasitemizi iyileştirir ve geliştirir. Bir sanat formu olarak; rekabetten uzak, bireysel farklılıkları destekleyici, algılamaya yönelik odağı ile yaratıcılık, problem çözme, işbirliği gibi duygusal ve zihinsel beceriler de fiziksel becerilerin yanında geliştirir.(Mac Donald, 1991)

    Bütünsel bir eğitim programı beden ve zihin arasındaki bağı kurup, bu bağı güçlendirip onu hissetmekten geçer. Miller(1988),  bize çocuk için birbiri ile bağlantılı bir evren algısının öneminden bahseder. Burada esas olan; içte duygu, düşünce, inanç ve yargılar dışta ise hareket ve davranışların birbiri ile tutarlı olmasıdır. Yaratıcı dans bu noktada iyi bir dengeleyici ve dışavurum aracı olarak, fizikselin ötesinde tüm varlığı sürece katarak devreye girer. Sadece yaratıcı dansı deneyimlemiş olan çocuklar/yetişkinler onun fiziksel, zihinsel ve duygusal etkilerini içsel olarak da deneyimlemiş olurlar. Çünkü sadece yapılan her hareket deneyimi gerçekten içselleşir, içte yankı bulur. Yaratıcı dans üzerine uzun ve derin konuşmalar yapılabilir ancak işin aslı onu deneyimlemekten geçer.

    Dimondstein(1974)’a göre yaratıcı dans aynı zamanda sembolojik bir dildir, her çocuğun algıladıklarının bedenine yansıması ve ona özgü hareketin dışa vurumudur. Yaratıcı dans eğitmenin derste kullandığı bir müzik, şiir, resim de ayrıca esin kaynağı olabilir. Bunu yaparken farklı dans ve hareket tekniklerinden faydalanır.  

    Bir öğrenme yöntemi olarak öğrenme süreçlerine uyarlanabilen yaratıcı dans(Gardener, Howard 1985) Alternatif Eğitimde Yaratıcı Dansın Kullanımı başlıklı atölye ile Alternatif Eğitim Konferansında yer aldı. Yurtiçi ve yurtdışından 20-50 yaş aralığı içinden pek çok farklı eğitmenlik tecrübesine sahip olan öğretmen, yönetici ve öğrenci katıldı…Hepsi hareketin, dansın nasıl eğitimde kullanılabileceğine dair bilgi ve deneyim kazanmak istiyorlardı…

    Süreçte dans edildi, sorular soruldu, cevaplar bulundu, dinlendi, denendi ve yaşandı…Beden ve hücrelere geçen bu ilk deneyim katılımcılar üzerinde merak ve gelecek için heves uyandırdı.

    Katılımcıların kullanabilmesi, farklı seviyelere adapte edebilmesi adına ilköğretim üçüncü sınıf, hayat bilgisi dersinden “Güneş Sistemi ve Gezegenler” konusu seçildi. Yerel ve yetişkin katılımcıların yanında bir çocuk ve yurtdışından bir katılımcıya geçen atölye; Türkçe ve İngilizce çeviri ile ilerlerken süreçte herkes hem egzersizlere katılma hem de izleyici olma imkanı buldu. Deneyimli öğretmenler ve öğrenciler, yeni mezun öğretmenlerin, branş eğitmenlerinin yer aldığı atölye katılımcıların gözlem ve geri bildirimler ile zenginleşti.

    Atölyeye katılmak, gezegenleri bedenle yaşamak, onların hız ve yapılarını anlamak tüm bu bilgileri dansla dışa vurmak algı süreçlerine bedeni, ritmi, dansı, hareketi, grup çalışmasını katarak bütünsel bir öğrenme fırsatı sundu. Atölyede uygulanan doğaçlama, anlık kompozisyon ve koreografi çalışmaları, önce kağıda ve/veya resme aktarılan duygu ve düşüncelerin sonra dansla yansıtılması katılımcıların kendi bünyelerinde var olan ancak belki bilmedikleri, belki yeterince kullanma şans ve alanına sahip olmadıkları; ancak hala var olan onlara özgü yaratıcı ifade alanını görünürlüğüne dair cesaretlendirici bir kapı açtı…

    Peki bu kapı kalıcı bir değişim için yeterli midir ? Kanımca değildir…Dans ya da bir başka sanat dalı ile eğitimde eleştirel düşünebilen, yaratıcı, özgüvenli bireylerin oluşmasına katkıda bulunmak uzman sanatçı ve eğitmenler tarafında öğrencilere uygulanacak, yıllara yayılmış düzenli çalışmalar ile gerçekleşir. Düzen de devam ve kararlılık ile yerleşik hale gelir, elbette öz korunarak süreç içinde gerektiğinde çağdaş yeniliklere, eklemelere açık da kalabilerek.

    Bu noktada Alternatif Eğitim konferansının ülkemiz eğitim vizyonu adına iyi bir lokomotif olabileceği kanısındayım. Bu yıl konferansa gösterilen yoğun ilgi benim için umut verici oldu, pek çok veli ve eğitimci var olan eğitim sisteminin yanında farklı ve yeni bakış açılarının çocukların bugün ve yarınına olası katkılarını duymak, anlamak için salonda hazır bulundular. Konuşmacılara alternatif eğitim uygulamaları, örnekleri ve felsefesi hakkında sorular yönelttiler. İnanıyorum ki ilerde üretme, anlama, aktarma konularında çok daha çalışkan ve aktif olacağız.

    Bu yıl olduğu gibi her yıl düzenlenebilip vizyon ve deneyim sahibi akademisyen, uzman eğitimci ve alternatif eğitim için örnek teşkil edebilecek uygulayıcıların katılımlarının, sunumlarının aktarılabilmesi hızla değişen dünya dinamikleri içinde yeni eğitim yöntem ve tarzları ile ilerleyebilmek adına son derece önemli. Gerçek olan şu ki sadece ülkemizde değil tüm dünyada aynı anda çok olumlu olayın yanında bizleri umutsuzluğa sevk edebilecek olaylar da olmakta. Eğer olumlu gelişmeleri destekleyen, olumsuzluklar karşısında da ders çıkarıp ilerleyebilen bir bakış açısı üzerinden eğitim sistemimizi yapılandırabilirsek hem biz hem de çocuklarımız çok daha huzurlu olacak. Artık hem bizlerin hem de dünyanın geleceği için esas olan yer yüzündeki yaşamı ve çocukları koruyan, varlığın özüne saygı duyan, her bireyin yapıcı potansiyellerini geliştirebilmesine alan açabilen, demokratik, eşitlikçi, katılımcı eğitim.

    Kaynakça

    Dimonstein, Geraldine. (1971). Children dance in the classroom. New York: MacMillan Publishing.

    Gardner, Howard. (1985). Frames of mind: The theory of multiple intelligence. New York: Basic Books.

    Miller, John. (1988). The holistic curriculum. Toronto: OISE Press.

    Mac Donald(1991) Creative Dance in Elementary Schools: A Theoretical and Practical Justification; Canadian Journal of Education / Revue canadienne de l’éducation, Vol. 16, No. 4(Autumn, 1991), pp. 434-441Published

    *Bu yazı Alternatif Eğitim Dergisi Güz 2018 sayısında yayımlanmıştır

  • Eleştirel Pedagoji Konferansından Dans Eğitiminde Dönüşümün Hafızası Üzerine

    Eleştirel Pedagoji Konferansından Dans Eğitiminde Dönüşümün Hafızası Üzerine

    29 Kasım-2 Aralık 2024 tarihleri arasında Eleştirel Pedagoji Kongresi Eğitim Sen, Sivil Düşün, Birarada Derneği, Odtü Mezunlar Derneği ve Töz Yayınları desteği ile Ankara’da gerçekleşti. Eleştirel Pedagoji alanına uzun zamandır emek veren yerli, yabancı akademisyenlerin yanı sıra tarih, sosyoloji, sanat ve din eğitimi gibi farklı disiplinlerde eleştirel pedagoji merceğinden çalışmalar yapan akademisyenlerin, sosyal çalışanların ve araştırmacıların da sunumlarına yer veren zengin program başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen katılımcıların yoğun ilgisi ile karşılandı.

    Paydaşları Prof. Kemal İnal tarafından bir araya getirilen kongre, Peter Mayo gibi yetişkin eğitimi ve eleştirel pedagoji konusunda duayen akademisyenlerin açılış konuşmaları ile başladı. Konferans süresince son yıllarda önemi dünya çapında artan göç pedagojisi, ırkçılık karşıtı pedagoji, feminist pedagoji, ekolojik pedagoji, queer pedagoji, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi pek çok farklı konuya dair sunum ve atölye çalışması gerçekleşti.

    Tüm bu sunum ve atölyelerdeki gözlemlerimden ortaya çıkan , yukarda bahsi geçen konular üzerine yetkin eylemlere, tartışmalara, fikir alışverişlerine duyulan yoğun ihtiyaç ve ilgiydi. Kongre süresince yerli ve yabancı konuşmacıların eleştirel pedagoji perspektifinden çalışırken karşılaştıkları ortak ya da farklı sorunlar, kurumsal destek ya da engeller, problemleri çözmeye dair yaklaşımları hem meslektaşlar hem de katılımcılar arasında ilham veren, öğretici deneyimlerin yaşanmasına aracı olurken yerel ve uluslararası bağlamda dayanışmanın önemini yeniden hatırlattı.

    Lerna Babikyan Ankara Eleştirel Pedagoji Konferansında

     

    Bu sürece ben de kongrenin açılışında eleştirel düşünce uygulamalarına dair beden odaklı bir tanışma etkinliği ve Yaratıcı Dans İle Eleştirel Düşünceyi Geliştirmek adlı bir atölye çalışması ile katkıda bulundum. Her iki atölyenin de temelinde geleneksel eğitim sistemlerinde uzun süre göz ardı edilmiş olan beden üzerinden deneyimlenerek edinilen bilgiyi öncelemek vardı. Uygulama sürecinde bu bilgiyi ortaya çıkarmak için bireyin bedeni ve zihni arasındaki diyaloğu kurmasını sağlayacak, bulunduğu an ve alan içinde beden, mekan farkındalığını uyandıracak, hareket araştırması içinde bedensel duyumsamalarını da hissederek merkeze aldığı düşünceyi ya da temayı ileriye taşıyacak, farklı açılardan görmesine, yeni boyutlar kazanmasına yardımıcı olacak egzersizleri yaratıcı dans pedagojisi kaynaklığında kullandım.

     

    bell hooks bir özgürleşme pratiği olarak gördüğü eğitim süreçleri hakkında bedenin, beden farkındalığının ve eğtimde holistik yaklaşımın önemini şöyle vurgular;

    Eleştirel düşünce alanının ötesinde, sınıfa “bedensiz bir ruh” olarak değil, “bir bütün olarak” girmeyi öğrenmemiz de aynı derecede önemlidir”

    Bu bağlamda kapsayıcı ve bütünsel öğrenmeye hizmet edecek şekilde dans sanatının eğitim-öğretim uygulama süreçlerinde bir öğrenme aracı olarak aktif olarak yer alabilmesi için uzun süredir benzeri atölye çalışmaları yapmakta ve konu üzerine yazmaktayım. Bu emekler alana ilgi duyan akademisyenlere, sanat eğitmenlerine, sosyal çalışanlara ulaşmakta. Eleştirel Pedagoji Konferans’ında yaptığım uygulamalarda da atölye katılımcılarının süreçte hem heves hem de hayret ile dans, hareket, öğrenme ve eleştirel düşünce arasındaki destekleyici ilişkiyi deneyimleyerek fark ettiklerini hem atölye sürecindeki gözlemlerimden hem de atölye sonunda verdikleri geri bildirimlerden anladım. Bu bana bir kez daha yaratıcı dans, bedenlenmiş bilinç, somatik pedagoji gibi derslerin başta eğitim fakülteleri olmak üzere öğretmen yetiştiren kurumlarda yer almasının önemini anımsattı. Tüm bu uygulamalar yeni müfredatlara geçişi ve ilgili kurumları yöneten güç sahiplerinin demokratik, katılımcı öğrenme deneyimlerine alan açması ile mümkün.

    Türkiye’de dans sanatının eğitim alanının yanı sıra toplumda farklı alanlara yayılması, ulusal ve yerel sanat ve eğitim politikalarının yapısal desteğinin yanında sosyal birimler ve dans alanı uzmanlarının eşitlikçi bir bakış açısı ile iletişime geçebilmeleri, birbirlerinden öğrenmeleri, birbirini karşılıklı olarak şekillendirebilmeleri, yerel kültürden filizlenen ve topluma ulaşan sosyal, pedagojik ve sanatsal ortak yaratımlarda bulunabilmeleri ile gerçekleşebilecek.


    Bu vesile ile dans eğitiminde disiplineler arası yaklaşımı ülkemiz akademisinde ilk kez var eden, 29 Ekim 2024 tarihinde aramızdan ayrılan hocam Geyvan McMillen’ı anmak isterim. 1960 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’nden mezun olan

    Geyvan McMillen
    Fotograf Yaşar Saraçoğlu

    McMillen, Ankara Devlet Balesi’ne 1960-70 yılları arasında dansçı, eğitmen ve koreograf olarak çalıştı. Öğrenme merakı, yaratma isteği ve azmi sayesinde İngiltere ve ABD’de döneminin önde gelen dans okullarında burslu öğrenci olarak kabul edildi, ardından kariyerine yurtdışında çeşitli topluluklarda dansçı olarak devam etti ve bu toplulukların dünya turnelerine katıldı. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde baş koreograf olarak klasik eserleri sahnelerken bir yandan da kurum içi ve kurum dışında eğitimini aldığı Graham ve Cunnigham tekniğine dair dersler verdi; bugün çağdaş dansta uluslararası başarıya sahip, alanda özgün tarzlarını yaratan Mustafa Kaplan, Mehmet Sander, Ziya Azazi gibi dansçı ve koreograflar ilk dans derslerini ondan aldılar.  Dünyanın önemli modern ve çağdaş dans topluluklarının Türkiye’ye gelmesine, İstanbul’da üretmesine aracı oldu. Bir yandan da Anadolu kültüründen beslenen özgün koreografilerini üretip Ankara ve İstanbul başta olmak üzere farklı mecralarda sergiledi, yurtdışında farklı festival ve bienallere eserleri ile davet edilip katıldı.

    Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Modern Dans Anasanat Dalın’da bir süre eğitmen olarak görev yaptıktan sonra, tüm mesleki birikimini 1998 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat Tasarım Fakültesi bünyesinde açtığı Dans lisans programında aktarmaya yaş haddinden emekli oluncaya dek devam ettirirdi.

    Okulda görev yaptığı süre boyunca pek çok farklı projenin de gerçeklemesine destek veren Geyvan McMillen, 2002 yılında CRR Sanat Yönetmeni Arda Aydoğdu’nun daveti ile Cemal Reşit Rey Dans Tiyatrosunu kurdu. 2005 yılına dek farklı prodüksiyonlara ev sahipliği yapan topluluk bünyesinde profesyonel dansçı ve koreograflara yer verirken aynı zamanda yetişmekten olan okul öğrencilerinin de sahne deneyimi kazandıkları ve profesyonel hayata adım attıkları bir alana dönüştü, aktif olduğu dönem boyunca dans izleyicisinin yoğun ilgisi ile gösterileri izlendi.

    Maalesef ilerleyen yıllarda her iki kurum da ülkenin değişen politik güç dinamikleri içinde sessizce kapatılıp işlevsizleştirilirken biz öğrencilerine de ilk olarak bu deneyimlerden ders almak ve Türkiye’de dans eğitiminin yaşadığımız hafızasını canlı tutmak düştü. Bugün pek çok mezun arkadaşımız ülkenin farklı yerlerinde farklı yaşlardan öğrenciler ile dans alanında çalışmakta, dersler vermekte, bir kaçımız akademide, bir kısmımız ise Modern Dans Topluluğunda dansçı ve koreograf olarak görev yapmakta.

    Yıkımlar ve yaratımların oldukça dinamik olduğu coğrafyamızda köklenerek gelişmek hem hafızaya sahip çıkmak hem de eleştirel pedagojinin önerdiği gibi eğitimin öznesi olan öğrencileri pek çok farklı açılardan nesneleştirmeye çalışan eğitim sistemlerinden uzaklaşmak ile mümkün. Hem ana akım örgün eğitimin hem de sanat eğitiminin eleştirel pedagojinin ilkeleri doğrultusunda adil, eşitlikçi, bağımsız, çok sesli, çok renkli, diyaloğa dayalı, türlerarası, etik, kapsayıcı, değişime açık, deneyimsel, ulaşılabilir, öğrencinin sorgulayarak eğitim sürecini, katılımını şekillendirebildiği bir sistemin gerekliliği yaklaşan yapay zeka devriminin yaratacağı öngörülebilir, öngörülemez değişimler ve krizler çağında iyice artmakta.


    Yazı 7.01.2025 tarihinde Mimesis Portalda yayınlanmıştır; https://www.mimesis-dergi.org/2025/01/elestirel-pedagoji-konferansi-ve-dans-egitiminde-donusumun-hafizasi-uzerine

  • Çok Katmanlı Hareketler: Transdisipliner Dans Atölyesi

    Çok Katmanlı Hareketler: Transdisipliner Dans Atölyesi

    Dünyada hiçbirşey bir diğerinden bağımsız olarak var olmaz; buna bedenimiz ve dans sanatı da dahil ! Ç𝙤𝙠 𝙆𝙖𝙩𝙢𝙖𝙣𝙡ı 𝙃𝙖𝙧𝙚𝙠𝙚𝙩𝙡𝙚𝙧 yaratıcı dans atölye serisi sizi bu ilişkiselliği yeniden keşfetmeye ve yaratıcı dans pratiklerinizde derinleşmeye davet ediyor.

    Düşünen, düşleyen, duyumsayan, diyalog kuran bütünsel dans ifadesini canlandırmak ve güçlendirmek niyeti ile yola çıkan Çok Katmanlı Hareketler Yaratıcı Dans Atölyesi katılımcıların beden farkındalıkları ve yaratıcı potansiyellerini keşfedip, dansla eyleme dönüştürmeleri için deneysel ve yargısız bir alan açar.

    Kazanımlar

    • Beden farkındalığı
    • Güç, denge ve koordinasyon gelişimi
    • Hareket repertuvarında zenginleşme
    • Çokboyutlu ve katmanlı düşünceyi eyleme aktarabilme
    • Soyut düşünce ve hayal gücü gelişimi
    • Yaratıcılık
    • Kültürel öğrenme
    • Beden dili gelişimi
    • Dans pratiğinde rahat akışlar ve özgüven kazanımı
    • Harekette ergonomi kazanımı
  • Multi Layered Movements: Trans-disciplinary Dance Workshop

    Multi Layered Movements: Trans-disciplinary Dance Workshop

    Nothing in the world exists independently of one another, including our bodies and the art of dance! Multi Layered Movements; creative dance workshop series invites you to rediscover this relationality and deepen your creative dance practices.

    Multi-Layered Movements Creative Dance Workshop, which sets out with the intention of revitalizing and strengthening the holistic dance expression that thinks, dreams, feels and dialogues, opens an experimental and non-judgmental space for participants to discover their body awareness and creative potential and turn them into action through dance.

    Outcomes

    • Body awareness
    • Strength, balance and coordination development
    • Enrichment in movement repertory
    • Multi layered and multi directional awareness in action
    • Improvement in imagination and abstract thinking
    • Creativity
    • Cultural Learning
    • Development in body language
    • Gaining easy dance flows and self confidence
    • Gaining ergonomics in movement
  • BEDENİN SAĞALTICI GÜCÜNÜ YENİDEN HATIRLAMAK: OYUN, HAREKET VE DANS-Behice Gözde Çin

    BEDENİN SAĞALTICI GÜCÜNÜ YENİDEN HATIRLAMAK: OYUN, HAREKET VE DANS-Behice Gözde Çin

    Kentleşen ve doğadan uzaklaşan insanın, aslında çok uzun asırlardır kullandığı ve sağaltıcı gücünü içgüdüsel bir biçimde bildiği oyun, hareket ve dansın bedenimizdeki iyileştirici etkisini yaşadığımız pandemi dönemiyle beraber yeniden keşfetmeye başladık. Memelilerin birçoğunda ortak olarak görülen bu edinimler, sağaltım ve simüle etme yoluyla hayata ve doğaya adaptasyonu, zorlu durumlarla başa çıkmayı, yaratıcı ve problem çözücü düşünmeyi ve türün iş birliğini sağlarlar. Kent soylu bir yaşamla birlikte oyun, dans ve hareketten kopuk; iyi birer üretici ve tüketici olmaya yönlendirilen insanlar, kendilerini daha fazla sıkışık, tek düze, bunalmış, köklerinden kopmuş hissetmektedir. Şehrin tanımlanmış,belirli alanlarında belirli şekillere bağlı kalarak sürdürülen bu sağaltıcı edinimler de yine yaratıcılıktan uzaklaşmış ve birbirinin kopyası birer boş zaman aktivitesine dönüşmüştür. İnsanların güvende hissettikleri bir ortamda, birlikte, içlerinden geldiği gibi,  –spontane-  hareket etme, oynama güdüleri yapılan araştırma ve çalışmalarla yeniden değer ve ilgi kazanmaktadır. Psikoloji, sanat, eğitim vb. birçok alanın yeniden şekilllenmesini sağlayan bu yeni bilgiler ışığında bedenin bilgeliği, hareket, dans ve oyun yeniden konuşulmaya başlamıştır.

    “İçindekini dışarıya çıkarırsan eğer, içinde olan kurtuluşun olur. İçindekini dışarıya çıkarmadığında ise içinde olan tüketecektir seni.”* (Gnostik İncili/ Kaplanı Uyandırmak)

    KENTLER İÇİNDE SIKIŞMIŞ “İNSAN”

              Zaman zaman yıkıcı, anlaşılmaz, korkulu bir güç olarak doğanın karşısında; kendini çaresiz ve güçsüz hisseden insan, topluluklar hâlinde yaşamayı tercih etmiş  ve onun döngüsel hareketleri karşısında taklit ve eylem yeteneğini geliştirerek “kırsal mit” i yaratmıştır. Ateş başında toplanmış, birlikte dans etmiş, şarkı söylemiş, oyun oynamıştır. İnsanlar tüm bu davranışları bilgi sahibi olmadan, içlerinden gelerek –iç güdüsel- olarak yapmışlardır. “Tarıma ve avcılığa dayalı toplumlarda korkuyu yenmek, tüketmek ve sağaltmak amacıyla yapılan mitsel törenlerde, kırsal bedenin korkudan arındırılması, dualar, şarkılar ve danslar aracılığıyla yapılır. Büyücü, çeşitli hayvan seslerini taklit eder, davul çalar ve çevresindeki toplulukla birlikte şarkılar söyleyip dans ederek ruhsal bir boşalma yaşanmasını sağlar.”* İlk insan, sadece doğayı değil, kendi bedenini tanımakta da zorlanır. Doğanın hareketleriyle bedensel hareketleri arasında bağ kurmaya çalışır. Örneğin Mayalar’da kadınların adet görme periyodları, ayın hareketleriyle açıklanmaya çalışılır.  Böylece günlük yaşam içinde oluşan kırsal mit, doğal yaşamın bir parçasına dönüşür.  

             Kırsal yaşamdan kentsel yaşama dönüşüm, kırsal mit’e olan bakış açısını değiştirerek toplumsal ritüellerin yeni şekilller geliştirmesine ve kentsel ritüel’in doğmasına kaynaklık etmiştir . Zaman yine doğal döngü zamanları olsa da ritüel artık toplumsal yaşamın kurallarıyla ilgilidir. Ritüeller, simüle edilen toplumsal durumları göstermek veya toplumsal katharsis işleviyle ön plandadır. Örneğin, Atina’daki ritüellerin en büyüğü olan Panathenaia, erkeklerle kadınların bir araya gelmesini sağlar. Tesmophoria şenlikleri, aslında bir bereket ritüeliyken, Antik Yunan toplumunda erkeğe başkaldırmayı aklının ucundan bile geçirmeyen kadınların ruhsal yönden iyileştirilmesine aracılık eder. Adonis şenlikleri ise; kırsal mitten kentsel ritüele geçişin en iyi örneklerindendir. Çünkü Adonis törenleri, diğerlerinden farklı olarak evde yapılır. Böylece ritüeller bir mekâna bağlanarak evde yapılan ritüeller ortaya çıkmaya başlar. Kentin vazgeçilmez mekanı olan ev, bedenin boşalması, ruhun arınması için bir ritüel mekân konumuna yükselirken günümüzde ev, karanlıkta her an bir hırsız elinin yakalayacağı endişesiyle kendimizi güvensiz hissettiğimiz alanlara dönüşerek yeni bir dramatik yapı oluşturur.

          Yaşamın ve ölümün getirdiği ızdıraplarla başa çıkmayı kolaylaştıran ritüellerin, bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle insan bedeni üzerindeki sağaltıcı etkisi unutulmuş hatta zamanla tamamen yok olmuştur. Günümüzde mega kentlerin telefonlarına bakarak dolaşan insanları, bedensel devinimi bir yerden bir yere koşuşturma ya da instagram gönderilerinde daha fazla beğeni alabilmek için güzel vücut geliştirme aracı olarak görmeye başlamıştır. Rastgele ve doğaçlama şekilde hareket etmek hatta yaşamak bile şüphe ile yaklaşılan bir davranış şekli hâline gelmiş, bunu yapma hâliyse ancak birtakım aracılar sayesinde mümkün görünür olmuştur. Yeterli alkol seviyesine sahipseniz bir diskoda içinizden geldiğince hareket etmek bağlama uygunken yalnızca içinizden geldiği için evde durduk yere garip hareketler yapıyor olmak kınanacak bir şey gibi görülmeye başlanmıştır. Günümüz toplumunun özünü oluşturan aklın yüceltilmesi fikri, Rönesans ile başlamış ve Aydınlanma döneminde tüm düşüncelere egemen olmuştur. Varoluş hâli yalnızca düşünceye indirgenmiş, “Düşünüyorum öyleyse varım!” fikri bütün disiplinleri katı bir metodolojiyle tahakkümü altına almıştır. Akıl, ritüele şüphe ile yaklaşır. Akıl ve bilim birlikte çalışarak ritüelin toplumsal yaşamdaki yerini yok etmiş ve Sanayi Devrimi’yle kentelere akın eden insanlar, sözü edilen rasyonelleşmenin uyum sağlayıcısı görevini üstlenmişlerdir. Toprakla kurduğumuz bedensel ritüelistik ilişki, çelik ve makinenin mekanik ve soğuk yüzüyle karşılaşınca yeni kentli insanlarda sağaltımı sağlayacak bir boşluk meydana getirir. Bedenin sağaltılması, oyunsu merak, anda ve bir olma hâllerinden uzaklaşan insan, yanıtı “tüketim kültüründe” arayacaktır. “İnsanın makineyle olan bağı, yeni bir beden ve yeni bir kent ile kentli anlayışı doğurur. 19. yüzyıldan günümüze kadar değişen gelişen ya da gelişmeyen kent ve kentli görünümü, birçok düşünür tarafından ele alınmıştır. Yine de ortak görüş, ritüelistik zamanlarda zihne hâkim olan bedenin, günümüz kent yaşamında zihnin tahakkümü altında varlık bulduğudur. Yani bedenimiz, zihinsel baskılarımız altında ezilmektedir.”*

    İnsanın tarihsel diyalektikte; yerelden millete, aşiretten devlete, barbarlıktan uygarlığa geçisinde kırsal ile kentsel olan arasındaki karşıtlık çoğalmış, günümüze kadar artarak devam etmiştir. Modern hayat ve kapitalist ekonomik düzen kırsal örgütlenmelere ve toğrağa bağlı yaşam biçimine son vermiş, hayatın şehirlerde yoğunlaşarak yeniden inşa edilmesine, şehirle kırsal arasındaki ilişkinin ters yüz edilerek şehir hayatının toplumsal yapının merkezi hâline gelmesine ve böylelikle yaşamlarımızda temel bir dönüşüme aracılık etmiştir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ana kent” açıklamasıyla verilen metropoller, bugünkü yaşamda ana mekânsal örgütlenmeyi oluşturmaktadır.

        Yeni teknolojilerin sağladığı olanaklarla kent ve kent yaşamı kavramlarında yine bir dönüşüm ve çözülme yaratarak hiyerarşik ve yoğun kent merkezi yerine çok merkezli, düşük yoğunluklu ve parçalı yapılarda yeni yaşam alanları ve onun beraberinde yeni yaşam biçimleri oluşturmaktadır. Böylece “kırsal” ve “ketnsel” gibi ikiye ayrılmış olan yaşam biçimi birleşmektedir. Modern bilinç “arada olmak” olarak tarif edilebilecek bir durumla karşı karşıyadır. Sürekli olarak kuşkulu bir şimdiki zaman algısı içinde yaşar ve gündelik yaşama ait deneyimler bu duygu içinde gerçekleşir.

         “Doğanın bir parçası olduğunu göz ardı eden kentli insanın yaşadığı kent, bedeni duyarsızlaştırmaya yönelik bir güç olarak karşımıza çıkar ve bu güç, modern teknolojiyle uyumludur. Kent, bedenin tüm faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, tüm deneyimlerinin yaşandığı yerdir. Her kentli beden, odadan başlayarak eve, mahalleye, kente, bölgeye ve ülkeye doğru uzanan bir dizi iç içe geçmiş katmanlar halindeki yaşamsal mekânla çevrilidir.”* Kırsaldan gelen açık havada toplanma ve bedenler arasında temasın kapalı mekanlara hapsedilmesini, kamusal insanın çöküşü olarak değerlendirir ve bedenin soğuk mankenlere dönüştüğünü vurgular. Ritüele özgü kentsel kalabalık sadece tüketim mekanlarında yani alışveriş merkezlerinde toplanmakta fakat birbirini görmezden gelerek, diğer bedenlerle temas kurmadan, özel hayatına tutsak biçimde yaşamakta ve kamudaki yalnızlığını sessizce seyretmeyi seçmektedir. Kendi bedeni dışındakileri “öteki” olarak değerlendiren kentsel beden, bireyi de içine alan daha büyük ve yalnız bir bedene dönüşür. Richard Sennett ise, kitle içindeki insanın durumunu pasif beden olarak niteler ve kitle iletişim araçlarının kitle üzerindeki tahakkümü konusunda Baudrillard’ı anımsatan görüşler ileri sürer. Buna göre, kitle iletişim araçlarının hakimiyeti altında ezilen beden, gönüllü bir mutsuzluğu kabul etmektedir. Seyretmek, bedeni giderek pasifleştirirken, seyredilen ile yaşanan arasındaki uçurum, zihnin sürekli baskılanmasına sebep olmakta ve bu durumda beden acı çekmektedir. Doğanın içinde ve onun bir parçası olduğu gerçeğinden uzaklaşan insan, modern teknolojilerle doğadan uzak kendi gerçekliğini(!) yaratmış, “izliyorum, izleniyorum öyleyse varım” felsefesine ulaşmıştır. Beden ve onun duyumsamaları deyim yerindeyse bir rafa kaldırılmıştır. Vekaleten deneyimlenen şiddet, seyirciyi gerçek acı karşısında duyarsızlaştırmıştır.

    Tüketim toplumunun niteliği üzerine söylemler geliştiren Baudrillard, çağımızda bedenin yeniden keşfedildiğinden fakat bu keşif sonucunda bedenin tüketim amaçlı bir metaya dönüştürüldüğünden söz eder. İnsanın bedenselliği yani bir beden olarak varlığı, varoluşunun kökenidir. Bedeni, zihni ve zihin temelli yaratılmış yaşamları boyunduruğu altında yalnızca bazı eylemleri gerçekleştirme, oradan oraya koşuşturmaya bir araç, bir seks ve iyi oluş nesnesi hâline getiren kapitalist sistem insanların kendilerini metalarda tanımlamaya yönlendirmiş beden de bir meta hâline dönüşmüştür.  Ruhlarını otomobillerde, dubleks evlerde ve mutfak araç gereçlerinde bulan insanlar, bedeni tüm bu metalara ulaşmaya araç başka bir meta olarak görür.

    Günümüzde dans,hareket ve oyun çıkış noktasından uzaklaşmış; büyü ve ritüel niteliğini kaybetmiştir. Oysa bunların geçmişi, insanın kendini ifade etmeye başladığı döneme dayanmaktadır. İlk insan kendini tanımak, bilinmeyeni anlamlandırmak ve kendisi de dâhil olmak üzere hayatında yer alan tüm unsurlarla iletişim kurmak için dans, hareket ve oyunu kullanmıştır. 90’lı yıllarda Amerika’da klinik psikoloji, eğitim psikolojisi, modern ve çağdaş dans, tiyatro gibi alanlarda bedenin, doğaçlamanın, hareketin etkileri araştırılmaya başlanmıştır. Böylece yarattığı doğadan kopuk, plastik yaşamlar içerisinde sıkışan insan, bedeniyle aklın tahakkümü dışında yeniden ilişkilenmeye başlamıştır çünkü unutulmuş olsa da hareketin, dansın, oyunun; bedenin eğitilmesi, bedeni kullanmada ustalık kazanma, işitme-görme-dokunma ve hareket koordinasyonu oluşturma, toplumsal rollerin kazanılması, sosyal bilincin oluşturulması, ruhsal ve sinirsel gerginliğin azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılması, hayal gücünün güçlendirilmesi, sözlü ve sözsüz kültür ürünlerinin geleceğe taşınması gibi birçok işlevi bulunmaktadır. Tüm bu işlevlerinden uzaklaştırılarak içi boşaltılan bu önemli kültür parçaları ve insanın doğayla ilişkisi içinde onu taklit ederek oluşturduğu bu edinimler günümüzde yeniden değer kazanıp  popülerleşmekte. “Oyun ve dans deyim yerindeyse, yaşamın, kaygının, çalışmanın, ruhun selametine gösterilen titizliğin karşısında olan şeydir; “ciddi” olmayan, “zorunluluklar” yaratmayan bir şey, yaşamın gerginliğinin geçici olarak gevşemesi, “gücümüzü toplamamız için bir teneffüs”, “bir mola”, boş saatlerimiz için bir zaman yitimi, uçarı bir uğraş ve kendisinden hoşnut bir ölçüsüzlüktür.” İşte tüm bu tanımlar ışığında kendi yarattığı mekanik çarkın yalnızca bir dişlisi konumunda sıkışmış postmodern insan, şimdi geçmişin ve köklerinin yeniden keşfiyle içine sıkıştığı çarkı kırmak için yollar geliştirmektedir çünkü içten içe en derinlerde, bedenden gelen çağrıya kulak verdiğimizde, o bizi, bizi sağaltacak olana götürmektedir. Dışarının karmaşası ve gürültüsünden uzaklaşarak içe döndüğümüzde bedenimizin içinde yaşayan bilge bize dansın, oyunun sağaltıcı gücünü fısıldamaktadır. Yapmamız gereken bu mistik çağrının peşine düşmek, bu oyuna katımak, bu ritme ayak uydurmak, bu harekete uyum sağlamaktır.

     

    KAYNAKÇA:

    1, Erhan Tuna, Şamanlık ve Oyunculuk (İstanbul: Okyanus Yayınları, 2000)

    2, Müşerref Öztürk Çetindoğan, Kırsal Mitten Kentsel Ritüele Geçiş ve Beden-Mekan İlişkisinin 1990 Sonrası Türk Oyun Yazarlığı’na Yansıması

    3, Sennett, Ten ve Taş, Batı Uygarlığında Beden ve Şehir. Çev:Tuncay Birkan, (İstanbul: Metis Yayınları, 2002)

    4, , Müşerref Öztürk Çetindoğan, Kırsal Mitten Kentsel Ritüele Geçiş ve Beden-Mekan İlişkisinin 1990 Sonrası Türk Oyun Yazarlığı’na Yansıması

  • Ecosophic Moves – Ecology Based Creative Dance Teacher Training

    Ecosophic Moves – Ecology Based Creative Dance Teacher Training

    Ecosomatic Movement and Creative Dance Pedagogy Training

    For educators, artists, facilitators, and professionals in health, social work, consultancy and academia

    This training is designed for professionals from diverse fields—trainers, educators, artists, consultants, health and social workers—who wish to integrate dance and movement as tools for learning, connection, and transformation. It supports participants in cultivating body-based awareness, creative confidence, and ecological sensitivity within their educational and professional practices.

    Originally launched in 2015 as the Creative Dance Trainer Training, the program evolved over the years to respond to contemporary challenges. Since 2023, it has been delivered in a hybrid format that grounds movement learning in ecological thought and ecosomatic practices, aligning body, mind, and environment as co-learners.

    Led by Lerna Babikyan, the program offers a rich blend of creative movement pedagogy, body awareness, and contemporary dance history, explored through both experiential and reflective modes. The exercises are designed to be low-risk yet highly activating—awakening participants’ physical, imaginative, and cognitive capacities. The integration of ecological transitions and sensory metaphors in movement invites a holistic perception of interconnectedness, nurturing a grounded sense of “worldliness” and embodied presence.

    The program also includes seminars by expert guest instructors, covering topics such as:

    • Introduction to Dance Therapy

    • Drama and Dance in Dialogue

    • Intercultural Dance and the Embodied Self

    • Designing Effective Learning Environments with Creative Dance

    • Dance Composition and Choreography

    • Introduction to the Skinner Releasing Technique


    Learning Outcomes

    Participants will:

    • Learn over 140 creative movement exercises across 14 thematic areas, integrating critical pedagogy and ecology-based practices

    • Gain tools to apply experiential, body-based learning in diverse settings that support emotional, social, and cognitive development

    • Learn to design inclusive learning spaces grounded in creative autonomy, ecological attunement, and somatic self-trust

    • Cultivate a joyful, creative, and compassionate relationship with the body—and the more-than-human world

    • Enhance skills in body language, improvisation, public speaking, and performance

    • Develop a sustainable, long-term approach to integrating dance and movement in educational, therapeutic, or social contexts

    • Understand creative dance through lenses of dance history, anthropology, drama, choreography, and embodied education

    • Strengthen ecosomatic awareness and contribute to pedagogies of sustainability and ecological peace

  • Ekoloji Temelli Yaratıcı Dans Eğitmen Eğitimi

    Ekoloji Temelli Yaratıcı Dans Eğitmen Eğitimi

    Bu program eğitim faaliyetlerinde öğrenme ve etkileşim için beden farkındalığı, yaratıcılık, özgüven ve ekolojik bilinç gelişiminde bir araç olarak dans ve hareketi entegre etmek isteyenler her alandan eğitmen, akademisyen, sanatçı, danışman, sağlık ve sosyal çalışanlar içindir. 

    İlk olarak Yaratıcı Dans Eğitmen Eğitimi Atölyesi adı ile 2015 yılında faaliyete geçen atölye, uzun yıllar bu içerikle devam ettikten sonra 2023 yılında çağın gerekli doğrultusunda ekoloji temelli olarak hibrit formatta uygulanmaya başlamıştır

    Program süresince yaratıcı dans pedagojisi, beden farkındalığı, modern dans tarihi gibi dersler Lerna Babikyan tarafından aktarılır.  Bu egzersizler; uygulamada risk içermeyen, çocukların/katılımcıların bedenlerini yaratıcı dans ile aktive ederken düşünsel ve düşsel dünyalarını harekete geçiren çalışmalar olmalarının yanında her konu içinde yer alan ekolojik bağlantı ve geçişler öğrencilerin dünyadaşlık bilincinin bütünsel olarak gelişmesini sağlar. 

    Bunu yanısıra Dans Terapisine Giriş, Drama-Dans İlişkisine Giriş, Kültürlerarası Dans ve Beden, Yaratıcı Dans Metodu ile Etkili Ders Tasarımları Seminerleri, Dans Kompozisyon ve Koreografi Atölyesi, Skinner Releaise Tekniği ile Tanışma Atölyesi gibi ek atöleyler ise alanında uzman misafir eğitmenler tarafından verilir.

    Kazanımlar

    • Eleştirel pedagoji perspektifinden yaratıcı dansın 14 konusuna dair 140 egzersizi ekoloji tabanlı uygulamalar ile öğrenmek
    • Öğrenme ortamlarında dansla deneyimsel öğrenme uygulamaları yürütebilmek, bu yolla sosyal-duygusal ve bilişsel gelişimi desteklemek
    • Katılımcıların bütünsel beden kullanımı ve yaratıcı özgüven gelişimine dayalı öğrenme programları geliştirebilmelerini sağlamak
    •  Katılımcıların kendi bedenleri ve yeryüzünün bedeni ile olan ilişkilerinde canlılık, neşe, yaratıcılık ve farkındalık kazanımı sağlamak
    • Katılımcıların ve öğrencilerinin beden dili kullanımlarını, doğaçlama becerilerini geliştirmek, topluluk önü sunum ve performans becerilerini arttırmak
    • Dans ve hareketin öğrenme ortamlarında kullanımının sürdürülebilirliğini arttırmak
    • Yaratıcı dansı, dans tarihi, antropoloji, drama, koreogarfik üretim ve eğitim bağlamlarında öğrenmek
    • Sürdürülebilir bir gelecek için farkındalık kazandırmak
  • Şiirlerle Dans

    Şiirlerle Dans

    Şiirlerle Dans Atölyesi, yetişkinlere duygularını ve düşüncelerini hem kelimelerle hem de bedenleriyle ifade etme fırsatı sunan yaratıcı bir alan sağlar. Bu atölyede, katılımcılar şiirsel ifadelerin derinliğini keşfederken, bu şiirlerin ruhunu ve ritmini dans yoluyla canlandırırlar. Doğaçlama ve yorumlamaya açık olan atölyede her oturumda yeni bir şair ve şiiri üzerinden metnin duygusal katmanları, bedensel hareketlerle araştırılır, bireyin otantik dansı ile ifade edilir. 

    Kazanımlar

    • Şiir ve dansın birleşimi, katılımcılara çok boyutlu bir ifade biçimi sunarak hem zihinsel hem de fiziksel farkındalıklarını artırır. 
    • Atölye, bireylerin sanatsal yaratıcılıklarını beslerken, aynı zamanda kendilerini daha derin ve anlamlı bir şekilde ifade etmelerine olanak tanır. 
    • Şiirlerle Dans Atölyesi, katılımcıların içsel dünyalarını keşfetmelerini, duygusal rezonansı deneyimlemelerini ve sanat aracılığıyla kendileriyle ve başkalarıyla bağlantı kurmalarını sağlar.
  • Dancing Within Poetries

    Dancing Within Poetries

    Dancing Within Poetries workshop provides a creative space for adults to express their feelings and thoughts with both words and their bodies. In this workshop, participants will explore the depth of poetic expressions and bring the spirit and rhythm of these poems to life through dance. In each session participants explores a new poet and his/her poem, exploring the emotional layers of the text through improvised bodily movements and expressing them through their authentic dance.

    Outcomes

    • The combination of poetry and dance offers participants a multidimensional form of expression, enhancing both their mental and physical awareness.
    • The workshop nurtures artistic creativity and allows individuals to express themselves in a deeper and more meaningful way.
    • Dancing Within Poetries workshop enables participants to explore their inner worlds, experience emotional resonance, and connect with themselves and others through art.
  • Cartographic Echos – Dartington 2023

    Cartographic Echos – Dartington 2023

    “Kartografik Yankılar” canlı türlerinin sömürgeci tarihle ilişkide çok zamanlı yolculuklarına, kültürlerine, duygularına ve bir yeri eve dönüştürme süreçlerine dair estetik bir yansımadır. Eser hem aktif bir araştırma hem de dileyenlerin katılımcı olabileceği bir performans olarak yerlinin hikayesinden nesilsel bir kesiti, yerel floradan parçalar eşliğinde bedenlerken yeni bir yapı kurmanın yollarını arar.