Yaratıcı Dans ve Yaban

/Yaratıcı Dans ve Yaban

“Yaban” …

 

… kelimesi bile ne kadar heyecanlandırıyor…

 

“Yaban” “Olan”

 

“Olan”… kimi zaman kendiliğinden, çabasız kimi zaman da pek çok eğitim ve deneyim sonucu varıl”an”

 

Birleştirelim “Yaban Olan” sanki şimdi daha da güçlendi…

 

…bir ses ya da görünmez bir hareketin dalgası; baktığımız ekranı, gördüğümüz gerçekliği aşıp sanki tenimizi ürpertti…

.

.

.

.

.

…daha çok boşluk vermek isterdim bu yazı alanına “Yaban Olan”dan sonra…

 

eminim okuyanlarınız arasında sesiyle, bedeniyle, dansıyla, bakışıyla, mimikleri ile bu anı hemen doldurmaya hazır ve istekli olanlarınız vardır…

öyle ise hiç durmayın derim,

bu yazıyı okumaya bir ara verin

dans edin, yaşayın, bedenininiz ve hatta kemikleriniz; sesinizin, hareketin titreşimi ile yeniden, beklenmedik ve daha derin bir noktadan bağlansın dünyaya

ne duruyoruz, ne bekliyoruz ve varsa eğer neden korkuyoruz ?

“Yaban Olan” bu !

Tüm yargı, kalıp, düşünce ve mecburiyetleri kapının ardında bırakan

.

.

.

Hazırsanız ilerleyelim biraz daha…

Yaban kendinden başka kimse için yaşamaz, “güzel” olmayı, “mantıklı” olmayı, “uyumlu olmayı” düşünmez…kanımca ısırgan otu gibi bir tadı vardır; ordövr tabağına konsa diğer başka hiçbir meze ile uyumlu bir tat vermez !

Ve çok faydalıdır bu hali ile de !

Kanser hastalarına ısırgan otu çayı önerilir…

“Ben bunları senin için yaptım” nöbetleri,

bayılma-ayılmaları yoktur mesela…

¨¨¨

Yaratıcı Dans köklerini bu dünyadan alır,

“yaban” dan

Topraktan geldik, toprağa gideceğiz misalini unutmuş yaşam koşturma sürecimize sesle , dansla, ritimle, hareketle bir alan açar…beden devinir, durur, dinlenir, dener, deneyimler, kendini yeniden keşfederken aslında yeniden de yapılandırma fırsatı elde eder ve dönüşür…

Çocuklar bizler kadar yargı ve kalıba henüz sahip olmadıklarından  çoğunlukla başarı kaygısı olmadan gülünç, saçma, garip görüntü yaratabilecek denemelerden çekinmezler, özel bir durum yoksa izlenmek, görünmek de onları rahatsız etmez, telefon ya da tablet bağımlısı olmadıkları anlarda doğal olarak sürekli performans halinde olabilirler…Çünkü böyle eğlenirler, keşfederler ve öğrenirler…O yüzden Yaratıcı Dans dersleri çocuklara denedikten sonra çok yakın ve tanıdık gelir, eğitmen rehberliğinde farklı konuları dansla deneyimlerler.

Bu bağlamda yaratıcı dans dersleri çocuğunuzun evde yaptığı özgür danstan biraz farklıdır; ona yeni hareket araçları ve malzemeler eşliğinde, dans doğaçlama egzersizleri sunar; dansı, beden kullanımı, dengesi, koordinasyonu, özgüveni, ifade yeteneği gelişir çalışma sürecinde.

Yazının “Yaban Olan” a olan odağını koruyacak olursak, hatırlatmak lazım ki okuduğunuz son paragraf hariç yazının tamamı, güncel yaşamımız içinde yetişkinlerin yaratıcı dans deneyimi ile yaban ilişkisini kurabilmesi ve uygulayarak bundan bir fayda sağlayabilmesi adına yazılmıştır. Bu fayda bireyin iç potansiyeli, özü ile bağ kurması, bu bağı güçlendirmesi ve bu potansiyeli yaşamına dönüştürücü ve yaratıcı bir güç olarak taşıması için aradığı cesareti, gücü kendinde bulması üzerinedir.

Bu bir süreçtir, süresi kişi özelinde farklılık gösterebilir, esas olan herkesin kendine ihtiyacı olan zamanı tanıması ve bir süre çok da düşünmeden dansın akışına kendini bırakmasıdır. Kişi yaratıcı dans yolculuğu sırasında kendi için gerekli farkındalıkları doğal olarak bulacak, yaşayacaktır.

Yazının sonuna gelirken son paragrafı da emeklerinin daha görünür olmasını dilediğim Yaratıcı Dans Eğitmenleri için yazıyorum….

Dansta ve sanatta “yaban olan” bugüne dek pek çok sanatçı, eğitmen, teorisyen, psikolog, yönetmen tarafından ortaya atılmış; bu doğrultuda pek çok beste, resim, film, dans, tiyatro, edebiyat eseri üretilmiş ve kitap yazılmıştır. Ortaya çıkan tüm ürünlerde, ürünü ortaya koyanların “yaban” ile ilgili yorumları, teorik yaklaşımları, pratikleri ya da önerileri vardır.

Unutmamak gerekir ki “yaban” hiç kimseye ait değildir, hep vardır ve var olacaktır.

Bu noktadan hareketle, eğitim sistemi içinde en çok ihtiyaç duyduğumuz yaratıcılık ve oksijen alanının öğrendiğimiz formlar, kalıplar, çeşitli eğitim modelleri içinde genelde biz var etmedikçe var olamadığını hatırlatır, bir eğitmen/sanatçı olarak aldığınız tüm eğitim birikimi ve deneyimlerinizi; zamanın ve öğrencinin ihtiyaçlarını gözeterek sunduğunuz kadar sizin de “yaban yaratıcı” süreciniz gözeten, sezgilerinizi işin içine katan dersler vermenizi öneririm, tabi eğer böyle bir arayışınız/ihtiyacınız varsa…

“Kalıplar” bir konuyu iyice anlamak, kendimizi geliştirmek ve ustası olmak için sağlam, güveli alanlar teşkil eder bizlere, çoğu zaman gereklidir ve dilerseniz bir mesleki ömrü sadece onlarla geçirebilirsiniz, diğer yandan eklemek gerekir ki Yaratıcı Dans eğitmeni olarak bizler hiçbir kalıbı uygulamakla yükümlü değiliz, dürüstçe sorumlu olduğumuz tek alan öğrencilerimizin dans sanatı ile buluştururken onların fiziksel hareket kapasitelerini arttırmak, ritim duyguları  ve hareket repertuarlarını geliştirmek için uygun egzersizleri seçmek/yaratmak ve işlevsel bir şekilde bireysel ve grup çalışmaları ile sınıf içinde uygulanmasına aracı olmaktır. Bu doğrultuda çalışıldığında özgüven, işbirliği, problem çözme, hafıza, dikkat vb pek çok bilişsel ve sosyal beceri de beraberinde gelişir. 

 

 

 

2019-01-09T23:33:19+00:00

Recent Posts